Keşke Petrol Olmasaydı
Keşke petrolün olmadığı bir dünya olsaydı ya da bırakın dünyayı Ortadoğu’da, Afrika’da, Kafkaslarda, Asya’da olmasaydı. İçinizden şunu diyebiliriniz “Petrol milli servettir, yer altı zenginliği ülkelerin kalkınması için şarttır” Ben de size şunu söylerim “Ya hu Allah aşkına nerede petrol çıktıysa orada kan çıktı, sömürüp tükettiler, yetmedi halkı aç bıraktılar.” Afrika’nın çelimsiz vücutlarına inat batının obez çocuklarının dramı artık ekranları dolduruyor.
Irak Petrol Zengini oldu da ne oldu?
Saddam döneminde fakirdi, sindirilmişti, az çok karnı da doyuyordu, ezanı okunuyordu ve namusuna sahipti. Sonra bir gün okyanus ötesinden kendisine dünya jandarmalığı rolünü biçen Amerika, vaat ettiği demokrasi ile gösterdiği Amerikan rüyasının dünya üzerinde yarattığı(!) sarhoşluğun arasında, Irak’ı işgal etti.
Afganistan zengin rezervleri oldu da ne oldu?
11 Eylül’de faili meçhul olmayan uçaklarla yerle bir edilen ikiz kulelerinin hesabını, kendi taşeronu el-Kaide’ye kesen ABD, zengin yer altı kaynaklarına sahip ama fakir Afgan halkının ülkesini ve onurunu yerle bir etti. Binlerce, belki de milyonlarca masum insanı, tahrip gücünü bilemediğimiz silahlarlarla katletti.
Sudan’ın yer altında zengin rezervleri oldu da ne oldu?
Sömürgeciliğin kanlı mirası Sudan’da, geçmişte ektiği nifak tohumlarını yeşerten ABD, Çin, Hindistan ve İsrail, önce ülkeyi birbirine düşürdü ve iki milyondan fazla insan’ı birbirine öldürttü. Şimdi ise ülkeyi ikiye bölüp rezervleri kendi aralarında pay etmenin hesabı ile meşgul.
Somali’nin petrol ve kıymetli maden rezervleri oldu da ne oldu?
Zengin petrol ve yer altı kaynaklarının tespit edilmesinin hemen ardından ülke iç savaş’a sürüklendi. Sonuçta fakir olan ülke kan emicilerin çizmeleri altında ezilmeye mahkûm oldu.
Türkiye’nin doğusunda zengin petrol yataklarının olduğu bilindi de ne oldu?
Çatışmalara sebep her ne kadar etnik köken olarak gösterilse de, asıl sebebin, var olduğu sağır sultan nezdinde bile bilinen petrol ve zengin yer altı kaynaklarının olduğu muhakkak. Her zamanki planını devreye sokan sömürge zihniyeti, böl-parçala-yut amacıyla taşeron tuttuğu örgüt eli ile otuz binden fazla vatan evladını şehit etmiştir.
Ve şimdi sıra Libya’da
Yıllarca Kaddafi’nin elini öpüp, evlerinin bahçelerine çadır kurduran dünyanın kravatlı eşkıyaları bugün Kaddafi’nin evinin uçaklarla vurulmasını emrediyor. Yıllarca örtülü olarak kanını emdikleri Libya halkına artık son darbeyi vurmak istiyorlar. Deyim yerindeyse operasyon, “Libya’ya çökme operasyonu” ve bu haliyle sömürgeci batı ahlakından ve zalim performansından hiçbir şey kaybetmediğini gösteriyor.
Amaç keşke bağcıyı dövmek olsaydı
Operasyonu yapanlar, operasyon amacını tam olarak açıklayamıyorlar. Amaç Kaddafi’yi devirmek mi? yoksa isyanı bastırmak mı? Ama dünya asıl amacın ne olduğunu artık biliyor. Önce kuklaları Kaddafi, Fransız maşasıyla devrilecek, ardından ülke bölünecek ve bu arada yine yüz binlerce sivil, Müslüman katledilecek. İşte alışkın olduğumuz bir senaryo, işte yine size sulandırılmış demokrasi, insan hakları, özgürlük filmi. Sonuç mu? Artık bu filmlerin sonunu hepimiz biliyoruz.
