“Yıllarca beraber yaşadığımız insanlarla biz hep kavga ettik ya da bir şekilde değişik oyunlarla kavga ettirildik. Artık Türk halkı bizi anlıyor, bizim de onları anlamamız lazım. Bize el uzatan ve zeytin dalı veren bir ele, bizim de kardeşçe karşılık vermemiz lazım. Beraber yaşadığımız insanlarla kavga etmeden, barışça yaşamalıyız. Bizler kardeşiz, kardeş kardeşle kavga etmez. ” (Şiwan Perver’in Nevruz Mesajından)
Hiç kimse seçebildiği bir anne-babadan doğmadı..
Hiç kimse ırkını tercih edemedi..
Hiç kimse gözünü ilk açacağı coğrafyayı tercih etmedi..
Kimisi, Kürt doğdu, kimisi Türk, kimisi Rus kimisi Arap kimisi Zenci ırklardan yaratıldık. Birbirimizle tanışıp kaynaşalım diye ayrı ayrı yerlere dağıtıldık yeryüzünde..
Bunca farklı insan içinde birilerinin üstün olması, diğerlerinden farklı değerlendirilecek olması gerekirdi. Bir şeyleri fazla yapan yukarı sıralara tırmanacaktı. Tek üstünlük göstergesi Kur’an’da bildirildi insanlara:
“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat Suresi 13. Ayet)
Tek ilkemiz bu ayettir. Üstünlüğün ne ile olduğu hususunda artık mutabıkız.
İşte bir ırk veya bir insan grubu mesele haline gelmişse, ilkemizle oynanmış demektir. İlkemiz istikametince yol almıyoruz demektir.
Kürt meselesi, kadim mesele..İnsanlar yaşadıkça, zihinler değişmedikçe, ilke’ye geri dönülmedikçe ısıtıp ısıtıp tekrar önümüze getirilecek mesele..
Yıllarca yanlış politikalar ve derin devlet senaryolarıyla (jitem vb. yapılanmalar eliyle) ezilmiş, hor görülmüş ve ihmal edilmiş bölge insanlarının bir kısmı Avrupa’nın da desteğiyle büyümüş bir terör örgütünün birer parçası oluyor. Ve yaşadığı coğrafyaya bir nevi kendisini bastıran “devlete” karşı boy gösteriyor, “özgürlük” naraları atıyor.
Geçmişteki tüm mağduriyetleri kabul ediyoruz, yatırım götürülmemiş, sosyal yardımdan yoksun bırakılmış ve ötelenmişliklerinin neticesinde olmuş olabilir bütün bunlar. Amasya’daki Ahmet fiziki şartları iyi olan okullarda eğitim alıp, öğretmen sıkıntısı çekmezken, Bitlisli Hüseyin belki okula gidemedi, gittiyse bile bina, öğretmen bulamadı.
Fakat bugün ilke’mize geri dönmek için, üstünlüğün ırkla olmadığını tekrar dillendirmek için, yatırımların, yardımların, kalkınmanın ve adaletin tüm insanlık için olduğunu bildirme zamanıdır.
7 yıl görevde olup Diyarbakır’a gitmeyen reis-i cumhurların devri bitti. Şimdi kardeşlik ve milli beraberlik projelerinin hayata geçmesi/geçirilmesi devridir.
Bir tek sorumlusu yok “şu mesele”nin. Hepimiz sorumluyuz, Türk’ü Kürd’ü Laz’ı Çerkez’i bilirse ki renkle ırkla yücelik olmuyor, hakikatken insan olan üstün oluyor, hiçbir yaramız kalmaz.
Tüm Yarımada sakinleri kucaklaşsın bugün,
Van’dan Balıkesir’e selam gitsin bugün,
Hakkari’deki ters lale ile İstanbul’daki sünbül aynı bahçenin çiçeğidir herkes bilsin bugün,
Gönlünüze bahar gelsin, Nevruz bugün..
Newruz’a we piroz be / Newruz’unuz kutlu olsun.
