Hiç küsüratlara takılmadan kimin ne kadar oy aldığını ifade etmek gerekirse ikiyle çarparak büyüyen oy oranları elde etti siyasi partilerimiz. BDP nin iki katını MHP, onun iki katını CHP, onun da iki katını AK Parti aldıki bu da yuvarlak hesap ile %50 ye tekabül ediyor.
Bu noktada peşinen Tayyip Erdoğan’ı kutlamak gerekir. Zira bu başarı AK Parti’nin başarısı olmaktan ziyade bizatihi şahsının başarısıdır. 2015 seçimlerinde Ak Parti bu kadar oy alamadığında bunu görmüş olacağız. Umarız bu başarı kurumsallaşır da şahıslara değil kurumlara bağlanır.
Bu başarıyı anlamaya çalışanlar 13 Haziran’dan itibaren, CHP’nin neden başaramadığını sorgulamakla beraber AK Parti’nin neden başarıp durduğunu da anlamaya çalıştılar. Lakin objektif olarak gözlemlemeye çalışırken milletin karşısına aydın diye çıkan insanların ne kadar da hazımsız olduklarını gördüm. AK Partinin başarısını sindiremeyişleri, cümlelerini sertleştiriyor, gerginlikleri yüzlerine yansıyor. Oysa kendi savundukları demokrasinin sonucu bir tablo var karşımızda. Hazımsızlıkları da bundan. İtiraz edebilecekleri bir mekanizma yok ortada.
Şimdi biz de oluşan tabloyu okuyabildiğimiz kadarı ile analiz etmeye çalışalım. Ak Parti’nin güçlenerek devam etmesinde Tayyip beyin, çalışkanlığının ve liderlik vasfının ne kadar önemli olduğunu yukarıda da söylemiştik. Bu çalışkanlığın göstergesi koşturup durmak değil, gözle görülür yatırımlara imza atmaktır. Millet de bunu en fazla sağlık, ulaştırma alanlarında gördüğü için yine Ak Parti demiştir. Ak Parti’nin hiç mi eksik yanı yok peki? Kesinlikle var. Özellikle ekonomi alanlarında ciddi eleştiriler getirilebilir lakin milletimiz AKP’yi vesayetçi sisteme direnme gayreti içerisinde gördüğünden bazı eksikleri de göz ardı etmiştir. Ciddi olarak içselleştiremediği CHP mantığını da iktidarda görmek istemediğinden yine AK Parti’de birleşmiştir. % 50 oy almış olmak onur verici bir şey olsa da bir Ak Parti yöneticisi olsaydım, insanların kaçının birinci tercihi olarak oy aldığımızı soruştururdum. Zira bu seçim sistemi insanları -Ferhat Kentel hocanın dediği gibi- kendilerini tam ifade edemedikleri alanlara sıkıştırıyor, oylarının boşa gideceği korkusu ile tercih yapmak durumunda bırakılıyorlar.
Gelelim CHP’ye. Yenileşen bir hava estirmeye çalışsa da, milletle barışamama sorunu bu seçimde de devam etmiştir. Lider olarak getirilen şahıs makamı dolduramıyor. Kendi felsefesi oturmamış olduğundan sabah söylediği ile akşam söylediği birbirini tutmuyor. Temelleri olan bir fikir dünyasına sahip olmadığı için kendi CHP mantıklarını zamanın formuna dönüştüremiyor. Solun lider çıkaramama sıkıntısı Kemal Kılıçdaroğlu’na umut bağlanmasına neden oluyor. Benim şahsi kanaatim, CHP yi güçlendirmek yerine, onun üzerindeki o ağır ön yargıları/yaklaşımları kaldırmaya çalışmak yerine, en başından bir sosyal demokrat parti kurmak daha başarılı bir girişim olur. Ve bu milletin oylarının temel belirleyici etkeni olan din konusundan Sarıgül gibi daha ılımlı bir yönetici ile yola çıkılarak yapılmalıdır bu da.
MHP’nin barajı geçmiş olması da bana hiç sürpriz olmadı. BDP’nin güçlenmeye başladığı bir ortamda MHP’nin meclis dışında kalması pek gerçekçi olmaz.
Yeni dönemde umut ve alternatif olabilecek Has Parti de malum olduğu üzere 0.8 oy aldı. Bu oy oranı %2-3 civarında olsaydı önümüzdeki dönem için alternatif olma şansı daha kuvvetli kabul edilebilirdi. Milletimizin, oyları bölmeyelim hassasiyeti ile şimdilik sadece bu kadar oy alabildi. Tayyip Erdoğan ile kıyaslandığında neden Numan Kurtulmuş’un neden Erdoğan gibi bir patlama oluşturumadığına birkaç noktayı vurgulayarak dikkat çekelim. Tayyip beyin hapise düşmesi ve oradan bir siyasi hareketin başına gelmesi ülkem insanının merhamet duyguları kabarttı. İkincisi, en köklü siyasi damarlarda biri olan Milli Görüş geleneğinde yarıya yakın bir milletvekili geçişi yaşandı Ak Partiye. Saadet’ten de Has’a gaçişler oldu lakin, sadece teşkilatlar düzeyinde. 40 civarında milletvekiline sahipken seçime girmek farklıdır, kuruluşunuzdan 6 ay sonra seçime girmek farklıdır… Bir diğer önemli fark da ciddi sağlık problemleri çeken Ecevit’ten sonrasında dinamik karizmatik lider vasıflı birinin güçlenmesi çok doğaldır. O hastalıklı dönemi geride bırakmış olan, çalışan, bunu millete anlatan, halkın arasına da karışabilen bir lider olan Tayyip beyin bu özelliklerine karşı bir siyasi alan açmaya çalışmak çok kolay ve kısa zamanda olacak bir iş değildir. Numan hocanın, kadrosuna ve teşkilatlarına takviye yapması gerekmektedir.
Son tahlilde kim yönetimde olursa olsun, her şey memleketimizin menfaatine olsun, seçim sonuçları hayırlı uğurlu olsun…
