Vefa’da Bir Mimarbaşı

İstanbul deyince akla, Sultanahmet, Beyazıt, Eyüb ve Süleymaniye gelmekte. Ulema semtlerinden Vefa’nın da eski İstanbul’da önemi büyüktü. Gerek Şeyh Ebul Vefa Hazretlerinin, gerek ise Molla Gürani Hoca’nın çabalarıyla fetih sonrası İslamlaşan bu semt, şimdilerde manevi atmosferini korusa da, merdiven altı atölyelerine ve çöküntü olarak nitelendirebileceğimiz konutlara sahip. Her sokağında bir hazireye rast geldiğimiz bu güzide semtimizde bir camii var ki, ismini aldığı “Ağa”nın hatırlanması gerektiğini düşünmekteyim.

Vefa’da Meşhur Vefa Bozacısının sokağında bizi bir mescid karşılıyor. Mimar Ağa Mescidi. Adını aldığı zat pek yabancı değil aslında. Sultanahmet Camisinin mimarı Sedefkâr Mehmed Ağa’nın ta kendisi.

Açıkçası ne Sedefkâr Mehmed Ağa hakkında ne de bu mescid hakkında çok fazla bilgiye sahibiz. En detaylı bilgi, Sedefkâr Mehmed Ağa’nın yakın dostu olarak bilinen Cafer Efendi’nin Mehmed Ağa’nın hayatı ve mimarlık detayları hakkında bilgi verdiği Risale-i Mimariyye ‘de yazar

Risale-i Mimariyye’ye göre, Mehmed Ağa, Kanuni Sultan Süleyman’ın son dönemlerinde, İstanbul’a devşirme olarak gelmiş. Sultan Süleyman’ın bir yıl kadar bahçe bekçiliğini yaptıktan sonra, Hasbahçe’ye girmiş. 16. Yy’ da Topkapı Sarayı Hasbahçesi (bugünkü Gülhane parkı) adeta güzel sanatlar akademisi görünümündeymiş. Mehmed Ağa, hendese (geometri) alanında eğitim aldıktan sonra, yetenekli olduğu keşfedilmiş ve eğitim alması için Mimar Sinan’ın çıraklığına verilmiş. 20 sene kadar süregelen eğitimden sonra Mehmed Ağa, çeşitli görevlerde bulunmuş.1606 yılında ise, Mimarbaşı olmuş. Mehmed Ağa Mimarbaşı olduktan sonra sağlamlaştırılmasına ihtiyaç duyulan Kâbe’nin altın ve gümüş kuşaklarla sağlamlaştırılması işini, altın oluğunu ve kilitlerini, pencere demirlerini hazırlamış ve taktırmış. 1609 yılında ise en büyük eseri olan Sultanahmet Külliyesi’nin yapımına başlamıştır. Risale-i Mimariye, 1614 yılında yazıldığı için, Sultanahmet Külliyesi’nin bitimi hakkında bilgi veremez. Sultanahmet Camii 1617 tarihinde bitirilmiş, külliyenin bitimi ise, 1620’lere kadar sürmüş. Mehmed Ağa’nın Mimarbaşı olarak görev yaptığı 1606-1622 yılları arasında, İstanbul’ da Sultanahmet Külliyesinden başka iki külliye daha yapılmıştır. Vefa’da Ekmekçioğluahmetpaşa Külliyesi ve Vezneciler’de Kuyucumuratpaşa Külliyesi.

Sultanahmet Camii mimarı, Mimar Mehmed Ağa, Vefa semtinde ikâmet etmekteymiş. Fatih Vakfı Ruznameci Zeyni Efendi’nin yaptırmış olduğu Mimar Ağa mescidi, Cibali yangınında kül olunca, Mimar Mehmed Ağa Sultanahmet Camiisi yapımından aldığı parayla tadilatını yaptırmış. Tadilat sonrası Mimar Ağa’nın ismi verilmiş bu mescide.

Camii tadilat sonrasında bir dönem kullanılmış, gereken bakım yapılmayınca, harap ve perişan halde nalbant ve demirci dükkânı olarak kullanılmaya başlanmış. Camii içerisine girdiğimizde nalbant olarak kullanıldığını gösteren demir halkalar hala gözükmekte. 1960 yılı sonrası camii tekrar tadilata girerek kullanıma açılmış.

1622 tarihinde, ölene kadar, 18 yıl, Mimarbaşılık görevini sürdürmüştür. Risaleden Mehmet Ağa’nın bir oğlu olduğu anlaşılır. Mehmed Ağa’nın nerede vefat ettiği,  mezarının nerede olduğu hakkında bilgi yoktur. Bazı kaynaklar mezarının Üsküdar’da olduğunu yazar.

Yolum Vefa’ya düştü bir Cuma vakti. Şimdilerde Mimar Ağa Mescidi tadilatta…Vefa semti camiilerinde abdesthanelerinde abdest almak da bugünlerde zor. Önce Şehzadebaşı Camii’ye gittim, sular kesik olduğundan kibarca başka yere gönderildim. Damat İbrahim Paşa Camii tadilattaydı, Mimar Ağa Mescidinde namaz kılınmasına müsaade vardı lakin tuvaletleri kırıktı… Camiilerde de bir sessizlik hakim. Semavi Eyice “Vefa” semtinden bahsederken cıvıl cıvıl, kalabalık diye bahseder. Hatta her sokak başında bir çeşme olmasını da bu kalabalıklığa bağlar. Şimdi Vefa’nın tek kalabalığı, yük kamyonları, malzeme araçları..

Article written by Seza Nur

İstanbul’u çok sevdi.. Bunda İstanbulda gözlerini açmasının payı büyük. Çocukluğunu sorsanız pek hatırlamaz, Bir anda büyüdüğüne, çocukluk yaşamadığına inandırmaya çalıştığından belki de..Gezmeyi çok sever, okumayı, araştırmayı, merak etmeyi bilir. Yazıya da merak saldı şimdilerde, size istanbulu anlatmaya çalışacakmış.

“Vefa’da Bir Mimarbaşı” için 2 yorum yapılmış

  1. seda çalımfidan

    elinize sağlık.

  2. Kadir PEKER

    İstanbul sokaklarında her gün dolaşıyorum ama görüp farkına varamadığım o kadar şey varmış ki… Bunları bizlere anlattığın için teşekkür ederim.

Yorum bırak