
O dönem istimlâklarla “yenilenen” İstanbul karşımıza çıkmakta. Önce facia sayılabilecek yıkımlarla açılan Atatürk Bulvarı, sonrasında üzerinde yarışmayla projesi belirlenen bir çarşı… Konum olarak Bizans, Roma ve Osmanlı Dönemi’nde en önemli yapılarına sahip olan bu mekân 1930’lardan sonra ciddi şekilde zarar gördü desek yalan olmaz. Onlarca camii ve medrese katledilerek açılan bu bulvar en uygun mekânmış ki, İstanbul’un ihtiyacı olan bu çarşı yapılmış.Foto I. İstimlâklardan önce 1950’li yılların ortası
O İnşaata başlanırken bazı mezarlarla da karşılaşılmış. Mezar taşlarında yapılan incelemeler sonucu mezar taşlarının İstanbul’un ilk reisi olarak kabul edilen Hızır Bey ‘e ve Kâtip Çelebi’ye ait olduğu anlaşılmış. Bizler buna hemen çare bulmuşuz tabii ki… İMÇ’nin ortasına, istimlakla kaybolan mezarların bulunduğu yere sembolik mezarlar dikivermişiz hemen…
Türkiye’nin en büyük 160 bin metrekarelik dev inşaatı 7 yılda tamamlanmış. Mart 1961 ‘de temeli atılan İMÇ, 22 Nisan 1967 tarihinde dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in katılımıyla açılmış. Modern mimarinin ilk örneği sayıldığı için bu çarşının yapımına pek önem verilmiş.
Çarşı açıldıktan sonra, esnafı buraya çekmek zor olmuş. Binden fazla dükkânın sadece 20-30’u dolmuş, çünkü Tahtakale ve Sultanhamam esnafı dükkânlarını kapatıp buraya gelmeye çekinmiş. Çarşı yönetimi blokları canlandırma adına her şeyi yapmışlar. Hatta Sultanhamam -İMÇ arasına ücretsiz minibüs hattı bile koydurmuşlar. 1970’lere gelindiğinde ise iki olay İMÇ’ye esnafın gelmesine sebeb olmuş. İlki Sultanhamam’da çıkan Katırcıoğlu Han yangını, ikinci olarak ise İstanbul’un en kaliteli kadifelerini yapan Epengle’nin çarşıya taşınması… Çarşıya gelen kadifeci ve mefruşatçılar 1. Bloğu doldurmuşlar. Sonrasında 2. Bloğa, makineciler, konfeksiyoncular gelmiş. 3. Blok’ta bürolar, 4.te sanayi makinaları, 5. Blok tesettür giyim, 6. Blok ise müzik yapımcıları ve kasetçiler yer almış…
İMÇ’nin geçmişine gittiğimizde, ilk manifaturacılar ve mefruşatçılar haricinde 80’lerde müzik piyasasına adım atanların ilk durağı olduğunu da görürüz. Anadolu’dan kaset yapmaya gelenler, ellerine sazını alır, soluğu burada alırlarmış. Kasetçileri dolaşır, seslerini dinletir sonra ünlü olma hayaliyle İstanbul’un büyüklüğünde çabuk tükenirlermiş. Bazılarına şans güler, hayallerini kurdukları dünyaya kapı aralanırmış. 2000’li yıllara gelindiğinde ise, korsana yenilen çoğu plak şirketi çareyi kepenkleri indirmekte bulmuş.
2005 yılında İMÇ’ nin altı bloğu için tarihi siluete uymadığı gerekçesiyle yıkım kararı alınmış, çarşının yerine 50 Osmanlı konutu ve arasta şeklinde çarşı yapılması planlanmış. Kamuoyu ve çarşı esnafı bu karara itiraz etmiş, Danıştay itirazı haklı bularak, yürütmeyi durdurmuş.
Cumhuriyet Dönemi modern mimari örneklerinden biri sayılan İMÇ, tüm eleştirilere, itirazlara, kıyımlara rağmen bir dönemin izlerini bugün bile taşıyor. 1950 sonrası İstanbul’da modern mimarlık deyince akla ilk o geliyor…

elinize sağlık…çok güzel anlatmışsınız…