Mısır Tarihi Üzerine Okumalar

Bu haftayı müsait oldukça Mısır üzerine okumaya ayırmıştım. Bilkent kütüphanesi sağolsun, bir dolu kitaba boğulmuş buldum kendimi. İçlerinde piramitleri anlatan, mumyaların özelliklerini listeleyen, genel olarak fantastik olaylardan bahseden kitaplar da vardı tabi.. Ben genellikle Mısır’lılara yapılan zulümleri anlatan kısımlarla ilgilendim ve ufak notlar aldım. Mübarek öncesinde ne vardı acaba? sorusunu soran ben fakir araştırmaya başladı ve topladıklarını bu yazıda aktarmaya karar verdi.

Hür Subaylar Hareketi

Çok fazla gerilere gitmeden Cemal Abdünnasır dönemiyle başlayalım. Gençlik yıllarında İngiliz karşıtı sokak gösterilerine katılır. Kraliyet Askeri Akademisi’nde okur. Orduda görev yaparken Enver Sedat’ın da içinde bulunduğu bir grup subay ile birlikte önderliğini yaptığı Hür Subaylar Hareketi’ni kurar. İsrail’e karşı kaybedilen 1. Arap İsrail Savaşı sonrası halkın yönetimden hoşnut olmadığını öne sürerek yönetime el koyar. (1952) O dönemde  Mısır, Arap milliyetçiliğinin en yaygın olduğu yerdir. Araplar Mısır’a büyük önem vermektedirler ve kaybedilen savaşın sebebinin aslında Mısır’ın güçsüzlüğü olduğunu düşünmekteler. Yani sadece halk değil, Arap dünyası da Nasır’ın arkasındadır. Kısa bir tereddüt sonrası Krallığı lağveder ve 1953 yılında Cumhuriyet’i ilan ederler. Her diktatör gibi öncelikle kendi iktidarını sağlamlaştırmak üzere çalışmalar yapar. Örneğin Hür Subaylar üyesi olmamasına rağmen halk tarafından sevilen bir önder olan Muhammed Necib’i İhtilal Konseyi Başkanlığı’na getirir. Diktatör bu ya, işini bilir. Yönetim her ne kadar Necib’de görünse de asıl iktidar Nasır’ın denetimini yapmakta olduğu Devrimci Komuta Konseyi’nin elindedir. Bunun yanı sıra, bir dönem kendisinin de içinde bulunduğu ve halk tarafından sevilen Müslüman Kardeşler Teşkilat’ı (İhvan) ile yakın ilişkiler kurar. Darbe sonrası tüm siyasi partiler yasaklar ama İhvan’a dokunmaz. Olayı anlamışsınızdır. İlk önce halkın desteğini kazanayım der.

Çok geçmeden – 1954 senesinde – yeterince güç sahibi olduğuna kanaat getirir ve İhvan’ı kanlı bir şekilde ortadan kaldırmaya çalışır. Konu mankenimiz Necib ise emekliye ayrılır ve Nasır 1970 yılına kadar Mısır’ın başındaki tek adam olur.

Halk Nasır’ın İhvan’a karşı sergilediği bu tavrı hoş karşılamaz ama bir süre sonra gündeme gelen Süveyş kanalı projesiyle yapılanlar unutulur. Nasır’ın girişmleriyle Süveyş kanalı ve petroller devletleştirilir. Bu başarının ardından Nasır bir anda Arap dünyasının en sevilen lideri olur.

Tabi bu şöhret uzun sürmez. 6 gün savaşları gelir çatar. İsrail 6 gün içinde Mısır’ı yerle bir eder. Nasır dayanamaz, özür diler ve istifa eder. Halk, düzenlediği mitinglerle Nasır’dan yönetimde kalmasını rica eder ve Nasır vefat edeceği 1970 senesine yönetime devam eder. Aklından çıkaramadığı yenilgiden olsa gerek, 6 gün savaşlarından sonra pek bir icraatte bulunmaz.

Enver Sedat Dönemi

Nasır gider ama askeri yönetim devam eder. Yerine Enver Sedat Paşa gelir. Her diktatör gibi Nasır’ın da uyguladığı “halka hoş görünme” politikasını uygular. Nasır’ın hapse attığı İhvan liderlerini serbest bırakır, özgürsünüz der, salık verir. Altı gün savaşının verdiği zararları gidermeye çalışır. 1974’te açık kapılar politikasını ilan eder ve özel sermayenin önünü açar. Dış politikaya önem vermeliyiz der. Malum, küresel bir Dünya’ya doğru ilerliyoruzdur. Olayın farkındadır. Ülkenin yönünü Sovyetler’den ABD’ye yönlendirir.

Uğraşır, çalışır ama altı gün savaşları sürekli aklındadır. İsrail’e karşı askeri bir zafer kazanmanın şart olduğu düşüncesini aklından çıkarmaz. Suriye’nin de desteğiyle müslümanların Ramazan ayını, Yahudilerin Kipur Bayramını kutladığı 6 Ekim 1973’te İsrail’e saldırır. Gözü dönmüştür. Hazırlıksız yakalanan İsrail ilk başlarda ağır yaralanır. Ama arkasında ABD vardır. Yerinde saymaz, yoğun askeri destek gönderir ve dengeyi İsrail tarafına çeker. O dönemlerde Mısır’a destek veren Sovyetler yetişir ve savaş bir ateşkes ile biter.

Menachem Begin, Jimmy Carter ve Enver Sedat. Camp David,1978

Zaman geçer, sular durulur. Sedat ABD ile etkin görüşmeler yapmaya başlar. Knesset’te bütün Arap dünyasını şaşırtan bir konuşma yapar ve barış temennisinde bulunur. ² (Kasım 1977) Arap dünyasında itibarı düşer, Batı dünyasında gözde bir insan olur. Çok geçmeden – 1978 yılında – Camp David’de ABD başkanı Jimmy Carter’ın gözetiminde Mısır İsrail arasında bir barış sözleşmesi imzalanır. Yine çok geçmeden 1978 yılında anlaşma imzaladığı İsrail başbakanı Menahem Begin ile birkite Nobel Barış Ödülünü alır.

Sedat’ın Batı’nın gözündeki yeri iyice yükselmiştir ama Mısır’ın yıllardır peşinde olduğu Filistin davasını harcamıştır. Halk bu davanın böyle kolay bir şekilde harcanıyor oluşuna çok kızar ve tepki gösterir. Sedat yanlış yaptığını, halkının istemediği bir yolda ilerlediğini farkedemeyecek kadar şöhrete dalmıştır artık. Tepki gösterenleri tutuklar, toplu katliamlar düzenler, halka zulmetmeye başlar. Belki temelde aklında olan Mısır’ı düzene getirmek, refah seviyesini yükseltmektir ama bu amacı gerçekleştirmek için izlediği yol yanlıştır ve halk bunun farkındadır.

Tabi Camp David sözleşmesine tek tepki gösteren Mısır halkı değildir. Bütün Arap dünyası eskiden Arap milliyetçiliğinin merkezi olan Mısır’ı Arap Birliği’nden dışlar. Olaylara biraz alaycı gözle bakan Sedat, İslami Cihad üyesi Halid el-İslambuli tarafından öldürülür.

Hüsnü Mübarek Dönemi

Sedat’ın ardından ülke yönetimini devralan eski Hava Kuvetleri Komutanı Hüsnü Mübarek ülkeyi kaos ortamına çevirir. Başlangıçta İhvan’ın meclise girmesine izin verse de bir süre sonra ülkede olağanüstü durum ilan eder. Tehdit olarak gördüğü İslamcıların büyük bir çoğunluğunu hapishaneye gönderir. En zararlı olduğunu düşündüklerini ise idam ettirir. Bu baskılar geçenlerde gerçekleşen devrime kadar devam eder ve ülkeye zararlı olduğunu düşündüğü kişileri ya hapse atar veya idam eder. Ülkenin maddi kaynaklarının neredeyse tamamı Mübarek’in idaresini kuvetlendirmek amacıyla polis gücünü artırmaya harcanır.

Sedat’ın başlattığı İsrail ilişkileri Mübarek tarafından devam ettirilir. Körfez Savaşlarında ABD safında yer alır. Tepki gösteren halka zulmeder, baskı yapar. Mısır’ı günden güne sosyal ve ekonomik sorunların içine boğar.

Mübarek ve Sonrası

Mübarek dönemi 30 yıl sonra biter. Gördüğünüz üzere, Mısır halkına yapıan zulüm Nasır ile ufak ufak başlamakta, Sedat ile artmakta, ve Mübarek ile son raddeye gelmektedir. Yöneticiler aralarda yapılan “halka iyi görünme politikaları” yardımıyla ayakta durmaktalar. Bundan sonra ne olacağını bilmiyoruz. 1900′lü yıllarda “Mısır Mısırlılarındır” diyen Muhammed Ferid’in sloganı yeniden hayat bulacak mı? sorusunu sormadan edemiyoruz. Göreceğiz. Bekliyoruz.

Notlar

1. Gördüğüm en ilginç not Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile ilgiliydi. Mısır Osmanlı yönetiminde iken görevlendirilen Ali Paşa Mısır’ı yaklaşık 150 yıl boyunca yönetmiş. (1769 – 1849) Ali Paşa’dan sonra Mısır’ın en uzun ömürlü lideri kim tahmin edin? 30 yıllık yönetimiyle Hüsnü Mübarek.

2. Sedat’ın Knesset’te yaptığı konuşmanın Türkçe’sini bulamadım. Şurada İngilizce’sini bulabilirsiniz.

3. Muhammed Ferid’in “Mısır Mısırlılarındır” sözünün geçtiği “Mısır Mısırlılarındır / İngiliz İşgaline Karşı Osmanlı Hilafeti” kitabını okumayı planlıyorum. İlgilenebilirsiniz. Aynı zamanda Klasik yayınlarından çıkan Dünya Bizim’deki bir röportajda yer alan “Arap Gözüyle Osmanlı” kitaplarını da listeme ekledim.

Article written by Kadir Kıymaz

Büyüyünce benim de yazı yazacağımı umuyorlar.

“Mısır Tarihi Üzerine Okumalar” için bir yorum yapılmış

  1. Yusuf

    Teşekkür ediyorum. Bir ödevim için gerekli olan araştırmayı benim yerime yapmışsınız :)

Yorum bırak