Geçtiğimiz birkaç gün içerisinde çevremdeki arkadaşlarımdan, okuduğum bloglardan, takip ettiğim uzmanlardan, muhabirlerden, politikacılardan ve muhtelif kişilerden Mısır devrimi hakkında o kadar saçma sözler duydum ki, neredeyse saçlarımı yolacaktım. Söylenenleri bir kenera bırakarak kendimi sağır addetmeye karar verdikten hemen sonra işe koyuldum ve ufak bir liste hazırladım. Dürüst konuşmak gerekirse siyasette terakki taraftarı bu kişilerin bunları biliyor olacağını varsayıyordum. Ama yanılmışım. Sizi Mısır’da olan olaylar hakkında etrafta konuşurken veya yorum yaparken Mısırlıları, Arapları veya daha geniş bir daire çizmek gerekirse Dünya üzerinde yaşayan herhangi bir insanı suçlamadan önce aşağıdaki listeyi gözden geçirmeye davet ediyorum.
“Mısırlıların düşüncelerini böylesine açık bir şekilde ifade edebiliyor olmalarından çok etkilendim.” Tanıdık geliyor mu? Bu cümlenin yıllardır aynı ülkede beraber yaşadığımız Kürt asıllı kardeşlerimiz için kullanıldığını hayal edebilir misiniz? Ben söyleyeyim, edemezsiniz! Dünya üzerinde yaşayan çoğu insan artık rahatça istediği dili kendisini ifade edebilecek kadar öğrenebiliyor. Bu sebepten, böyle cümleleri Mısırlılar üzerine konuşurken de kurmayınız. Bunu yaklaşık 80 milyon kişinin içinden eğitimli ve birkaç dili konuşan 3-5 insanı gördüğünde şaşıran ama hayatında bir kerecik olsun “o bölgelerde neler oluyor acaba?” sorusunu sormayan paşa beylerine söylüyorum, alınmayasınız. Pek tabi siz de böyle düşünüyor olabilirsiniz. Ama itibarınızı korumak istiyorsanız etrafınızdakileri bu düşüncenizden haberdar etmeyin. Benden söylemesi.
“Olanlar çok üzücü.” Hayır, asıl üzücü olan 30 yıldır halka yapılan zulüm, baskı, işkence idi. Medya patronlarının gündemine yeni girmiş olması sizi yanıltmasın. Mısırlılar tam 30 yıldır sıkıntısız gün yaşamıyor.
“Enver Sedat’ı çok severdim.” Mübarek ile Sedat aynı kumaştan yapılma 2 farklı insandı. Aynı baskılar, zulümler ve kendi insanına kötü muameleler onun döneminde de vardı. Ama yine Sedat’a aşık bir dolu insan var çevremizde. Baskı nerede ve nasıl başladı zannediyorsunuz? Ya Olağanüstü Hal? Sedat Mısır halkı tarafından sevilen birisi değildi. Siz neden sevesiniz ki?
“Mumyalara yapılan yağmalar korkunç!” Evet, ama kim yaptı? Mübarek’i düşünün, yıllardır “Ben istikrar unsuruyum!” oyununu oynayan adamı. Mısır hakkında öğrendiğiniz tek şey bile – şimdilerde yer altında tarih olmuş olsa da – aklınızı başınızdan almaya ve protestocuları iğrenç insanlar olarak görmenize sebep olabiliyor. Ne de olsa “protesto etmek” eyleminin kanında iticilik var. Ama yağmalara sebep olan protestocular değildi. Koruyorlardı. İskenderiye Kütüphanesi’ni koruyanlar gençlerdi. Ama bu haberi kimse medyaya yansıtmadı. İskenderiye Kütüphanesi Müdürü tarafından yapılan açıklama şöyle:
Kütüphane; personeli, gösterici temsilcileri ve bize potansiyel yıkıcı ve yağmacılara karşı olan savunmamızda yardımcı olan Mısır gençliğinin yardımları sayesinde güvende. Ben sokağa çıkma yasağı saat sınırları içerisinde her gün orada duruyorum. Ancak, Kütüphane sokağa çıkma yasağı kaldırılana, ülke içerisindeki kanunsuz olaylar bitene ve gösterileri tetikleyen siyasi sorunların çözümüne yönelik bir hamle yapılana dek önümüzdeki birkaç gün için halka kapalı olacak.
“Twitter İnkılâbı.” Hayır, bu Mısır halkının öz devrimi. Mısırlılar yıllardır direndi. Onlar Mübarek ve Sedat rejimleri tarafından hapse atıldı, işkenceye maruz bırakıldı ve ezildi. Twitter ve Facebook sadece amaca ulaştıran araçlardı. Yıllarca hapislerde kalıp birilerinin dur demesini bekleyen bu araçlar değildi. Tazyikli suyun önünde duran onlar değildi. Geçen yaz boyunca ve yıllardır gösteriler düzenliyor olmalarına rağmen sadece 1-2 tanesi basında yer bulabilmişti. Biz gereksiz bir dolu haber ile meşgul iken onlar orada yaşam mücadelesi vermeye devam ediyorlardı.
“Mısırlı kadınlar çok cesur.” Mısırlı kadınlar her zaman cesurdu. Hatta bana göre kadınlar çoğu zaman erkeklerden daha cesur davranıyorlar. Eğer Sedat dönemindeki Mısır hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, Nawal El Saadawi’nin hapis döneminde yazdığı kitabı okuyun. Memoirs from the Women’s Prison
“Mısır halkı çok hoş, kibar insanlar.” Evet, öyleler. Onları terörist veya fanatik insanlar olarak varsayan sizin kendi benliğinizden başkası değildi. Ne zannediyordunuz? Hayatınızda bir kere dahi olsun Mısır’a gidip Mısırılarla kaynaştığınıza çok sevindim cidden. Sonuçta onlar 5000 yılı aşkın bir kozmoplit medeniyetin evlatları olarak yaşıyorlar. Ama siz yine de onları “cihad”, “paçavra başlıklı”, “ali baba”, “terörist” ve sonu gelmeyen bir kelime listesiyle eşleştirip aklınızın bir köşesine gömüyorsunuz. Şimdi bir duralım ve bu durumun aynısını Türkiye’nin doğu bölgelerinde yaşayan insanlar için düşünelim. Benzer bir kelime listesiyle Kürt asıllı kardeşlerimizi eşleştiren insanlar yok mu etrafımızda? Ne yapmalılar peki, bu ruh halinden kurtulmak için yapılması gereken nedir? Cevap çok basit. 1-2 günlüğüne dahi olsa oradaki insanları ziyaret etmek. Tepeden bakıp olayı anlamaya çalışmaktansa olay yerinde analiz yapmak.
Mısırlıların duyulmasının vakti gelmişti. Yıllardır Mısır’a zulmeden batılı diplomatların emekli olmalarının zamanı çoktan geçmişti. Mısır’da olan olayları oturduğunuz rahat koltuklardan takip ettiğiniz için teşşekkür ediyorum. Belki şimdi Mısırlılara ve Araplara biraz saygı gösterirsiniz. Mısır halkı insan hakları, onur ve özgürlük için mücadele verdiler. Bizler gibi ailelerinin geçimlerini sağlamak için ekonomik gelir istiyorlardı. Mısırlıları ve Arapları canavarlaştıran kapalı fikirlerinizden kurtulun. Herhangi bir şey hakkında fikir belirtmeden önce konuya ne kadar hakim olduğunuzu yoklayın. Örneğin Mısır hakkında konuşurken Mısırlıların yaşamından haberdar olup olmadığınızı sorgulayın. Sizden tek istediğim bu. Çok daha sağlıklı düşüneceğinizi ve konuşacağınızı garanti edebilirim.
Yazıda belirtilen fikirlerin bir kısmı A Guide: How Not To Say Stupid Stuff About Egypt başlıklı blog yazısından esinlenilerek yazılmıştır.
